Ofis Ortamında Çalışanların %70’i Havasızlıktan Şikayetçi

İngiltere’de yapılan bir araştırma, kapalı iş yerlerindeki hava kirliliğinin uzun vadede sağlık sorunlarına yol açabileceğini gösterdi.

İnşaat Mühendisliği Hizmetler Birliği (BESA – Building Engineering Services Association) tarafından yürütülen YouGov araştırmasından elde edilen bilgilere göre ofis çalışanlarının neredeyse %70’i günlük hayatta maruz kaldıkları hava kirliliğinin üretkenliklerini ve ofisteki rahatlık seviyelerini olumsuz yönde etkilediği görüşünde.

Buna ek olarak, ofis çalışanlarının dörtte üçü, iç mekanlardaki hava kalitesizliğinin, sağlıklarını kötü etkilediği yönünde endişeli.

Ofis çalışanlarının söylediğine göre ‘hava almak istediklerinde’ yaptıkları ilk şey pencere açmak oluyor. Bu doğal bir tepki gibi görünse de araştırmaya göre pencereleri açarak iş yerimizdeki hava kirliliğini dışarıdaki kötü havayı içeri alarak artırıyoruz.

İngiltere’de yaşayan halkın %90’ının kapalı mekânlarda ve yılın ortalama 212 gününü iş yerinde geçirdiği düşünüldüğünde BESA endüstriye çağrıda bulundu. “İş yerlerine iyi geliştirilmiş bir havalandırma sistemi döşenmeli.

Araştırmaya katılan ofis çalışanları, iç mekânlardaki hava kalitesinin kötü olması ile ilişkilendirilebilecek semptomlar gösterdiklerini bildirdi:

  • Ofis çalışanlarının %68’i aylık olarak ya da daha sık sürelerle dikkat bozukluğu yaşıyor.
  • Çalışanların üçte ikisinden fazlası (%67) çalışırken yorgunluktan şikâyet ediyor.
  • Ofis çalışanlarının yarısından fazlası (%54) üretkenliklerindeki düşüşten bahsediyor.
  • Üçte birinden fazlası (%41) ise ofisteyken gözlerinin sulanmasından ya da rahatsız olmasından şikayet ediyor.

Araştırmaya katılan ve yukarıdaki semptomlardan en az birini gösteren çalışanların %40’ı, yaşadığı problemlerin ofisteki kalitesiz havalandırmadan kaynaklandığı görüşünde. BESA’nın yaptığı araştırmanın devamında ise Glasgow Kraliyet Üniversitesi’nin bu senenin başlarında yapmış olduğu rapor geliyor. Bu rapora göre; Birleşik Krallık’ta meydana gelen 40.000 erken ölümün iç veya dış mekânlardaki hava kirliliğiyle bağlantılı olabileceğini ortaya koyuyor.

BESA yöneticisi Paul McLaughlin’in söylediğine göre Birleşik Krallık’ta yaşayan birçok insan haftanın kırk saatini ofislerinde ve genel olarak da zamanlarının %90’nı kapalı mekânlarda geçiriyor. “Bu yüzden de çalıştığımız alanlarda sağlıklı bir havalandırma sisteminin bulunması şart.

“Artık her geçen gün daha fazla insan, ofislerindeki kötü havalandırma sistemlerinin ve bu havalandırma sistemlerinin sağlıklarının ve üretkenliklerinin üzerindeki kötü etkilerin farkına varıyor.”

“Bir mekandaki pencere yetersizliğinin, ortamdaki kirli havaya katkıda bulunduğuna dair bir kanı var. Ama gerçek hayatta ihtiyacımız olan şey iyi bir havalandırma sistemi. İçinde bulunduğumuz yapıları, dış dünyadaki hava kirliliğinin kötü etkilerinden korunmak için daha güvenli yerler haline getirmeliyiz.”

Araştırma sonuçları hakkında görüşlerini bildiren Glasgow Kraliyet Üniversitesi’nin özel danışmanı Profesör Stephen Holgate: “Aldığımız her nefes: Hava kirliliğinin yaşam boyu etkileri” adlı raporda da bildirdiğimiz üzere kapalı mekanlardaki hava kirliliği çoğu zaman gözden kaçan bir konu. Kötü havalandırma, bu sorunun bir parçası ve harcanan enerji miktarından kısmak için iç mekanları hava geçirmez yapmak, sorunu sadece daha da büyütmeye yarıyor.”

“Hava kirliliğinin, uzun vadede birçok kronik hastalık üzerinde etkisi olduğunu ve kalp krizlerini tetiklediğini biliyoruz. Bu yüzden bu sadece belli bir kuruluşun ya da devletin görevi değil. Bizler de birer birey olarak hava kirliliğine karşı payımıza düşen görevi yerine getirmeliyiz,” diye ekliyor Profesör Holgate.

Surrey Üniversitesi, Sivil ve Çevresel Mühendislik Bölümü’nden Dr. Prashant Kumar: “Dünya Sağlık Örgütü’ne göre hava kirliliği, dünya çapında en büyük tehlike teşkil eden risk durumunda. İç mekanlardaki hava kirliliği ise büyük ölçüde evlerin, apartmanların ve iş yerlerinin havalandırma sistemlerinin kötü olmasından kaynaklanıyor.

Günümüzde apartmanlar ve iş yerleri, enerjiden tasarruf etmek için hava geçirmez olarak inşa ediliyor ama bu durum, yeterli olmayan hava akışından dolayı iç mekanlardaki hava kalitesini olumsuz yönde etkileyebilir. Bu araştırmanın sonuçları herkes için şüphesiz ki faydalı ama aynı zamanda bilim dünyası ve şehir planlama alanında çalışanlar için özellikle aydınlatıcı bir çalışma.

BESA, birçok farklı kuruluşla birlikte çalışarak iç mekanlardaki hava kirliliğine dikkat çekmeyi amaçlıyor.

Paylaş

Bunlar da İlginizi Çekebilir

1 Yorum

  1. Ayşe dedi ki:

    Çok doğru gerçekten. Aynı havayı alıp verip duruyoruz saatlerce. Ofislerde kişi başı bir saksı çiçek yetiştirmek çözüm olabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir