Erteleme Davranışı ve Davranışta Kurumun Payı

Bugünün işini yarına bırakma”, demişler ama erteleme davranışı günlük hayatın da, iş hayatının da ayrılmaz parçası. “Sonra giderim” diye ertelenen doktor randevuları, “Nasılsa uğrarım” diye ihmal edilen arkadaşlar, “Bugün, yarın” diye diye hiç sırası gelmeyen tamirat işleri… Bir türlü tamamlanamayan projeler ya da hep bir eksikle bekleyen yarım işler olarak kendini gösteren erteleme iş hayatında da sık görülüyor. Çalışanların tembelliği ya da disiplinsizliği ile açıklanamayacak kadar ciddi boyutlarda olan erteleme, büyük ekonomik kayıplara neden oluyor.

Erteleme Davranışı Nedir?

Sorunun gerçek kaynağını bulmak için öncelikle doğru tanımlamak ve şirketlerin sorumluluğunu ortaya çıkarmak gerekiyor. Son 25-30 yılda ortaya çıkan bir kavram olan erteleme davranışı henüz net olarak tanımlanabilmiş değil. Basitçe “işlerin sebepsiz geciktirilmesi” denilebiliyor. İşlerin öncelik sırasını değiştirmek, öncelikli olanı sonraya bırakmak da erteleme sayılıyor. Bir işi yapmaktan kaçınma hali de tanımın içine giriyor.

İnsanların neden erteleme davranışına başvurduğu araştırmacıların üzerinde çalıştığı bir konu. Bazen alışkanlık olarak karşımıza çıkarken, bazen o duruma özgü olarak görülebiliyor. Bu durum alışkanlık haline geldiğinde kronik ertelemeciler ortaya çıkıyor. Araştırmalar yetişkinlerin dörtte birinin kronik ertelemeci özellik taşıdığını gösteriyor.

Maddi Manevi Büyük Zararlar

Genel tanımlar böyle, yaşanan ise ertelemenin ağır bedelleri. Hem şirketler mali zarara uğruyor hem de çalışanların verimliliği ve mutluluk seviyesi düşüyor. Amerika’da yapılan bir araştırma ertelenen işlerin bir çalışanın iş zamanının dörtte birine mal olduğunu ortaya koyuyor. Çalışan başına ortalama 10 bin dolar zarar anlamına gelen bu oran, toplamda çok yüksek ekonomik kayıp yaratıyor. Ekonomik zararların yanında sosyal zararlar da oluşuyor. Mutsuz çalışanlar için giderek eziyete dönüşen iş ortamı ciddi stres biriktiriyor, özgüven eksikliğine ve suçluluk duygusuna yol açabiliyor. Bu durum yeni ertelemelere yol açarak bir kısır döngü oluşturuyor. Ertelemecilik, daha az para kazanma sonucuna yol açtığından bir başka mutsuzluk ve motivasyon kaybı ortaya çıkıyor.

Durumsal Erteleme

Kronik ertelemecilerin aksine, yaygın bir erteleme çeşidi olan durumsal erteleme hayatın her alanına yayılmış bir erteleme alışkanlığını değil, yaşamın sadece bir kaç alanında görülen ertelemeyi işaret ediyor. İş hayatında çok disiplinli olan biri sosyal hayatı ve sevdikleri ile ilgili sorumluluklarını sıklıkla erteleyebiliyor. Tam tersi de mümkün olabiliyor. Yani iş dışında sorumluluk sahibi, hatta aşırı duyarlı olan bir birey, işle ilgili ertelemeci ve vurdumduymaz olabiliyor.

Kronik ertelemeler bir kişilik özelliği olarak tanımlansa da, durumsal ertelemenin koşullar ile doğrudan bağı olduğu söyleniyor. Şirketlerin bu durumda “Bu erteleme şirket ile ilgili olabilir mi?” sorusunu sorması, koşulları gözden geçirmesi, ertelemenin şirketteki yaygınlığını değerlendirmesi gerekiyor. Şirketlerdeki çalışma ortamı çoğu zaman erteleme davranışı oluşturabiliyor. Ofis düzeninden işlerin yapılış biçimine, çalışanlara sağladığı motivasyondan yaratıcılığa imkan verip vermemesine pek çok etmen çalışanların çalışma motivasyonunu belirliyor.

Ertelemenin Kaynağı Motivasyonsuzluk

Araştırmalar manevi tatmin ihtiyacı daha yüksek olan beyaz yakalıların durumsal ertelemeye daha fazla başvurduğunu gösteriyor. Avukatlar, muhasebeciler gibi serbest meslek sahipleri ile ‌‌freelance çalışanlar da ‌‌primli-maaşlı çalışanlara ve orta düzey yöneticilere göre daha çok ertelemeye başvuruyor.

Tüm bu sorunların nedeni ise çalışma isteği ile çalışma performansı arasındaki bağlantıda yatıyor. Yeterince motive edemeyen işler daha mutsuz ediyor ve sıklıkla erteleniyor. Sevilmeyen işlerle karşılaşma oranı arttıkça, erteleme davranışı da artıyor.

Ertelemeye Karşı Neler Yapılabilir?

Erteleme davranışını en aza indirebilmek, verimliliği ve çalışan mutluluğunu artırabilmek için önlemler almak gerekiyor. Öncelikle kişinin kişisel becerilerini kullanabileceği ve başarıya ulaşabileceği işlerin sağlanması gerekiyor. Yaratıcılığını kullanabileceği inisiyatifin tanınması da işe bağlılığı artırıyor. Onay, prestij ve hatta terfi gibi sonuçlar elde etmesi kişilerin çalışmaya odaklanmasını artırıyor. Eşit ilişkiler kurulabilen, uygun desteklerin verildiği, stresin az olduğu çalışma ortamlarında erteleme davranışı daha az görülüyor. Şirketlerin takım çalışmasını geliştirmek ve güven duygusunu artırmak için ciddi adımlar atması öneriliyor.

Paylaş

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir