İş Dünyasında Yeni Bir Pozisyon Olan CPO’yu Duydunuz mu?

CPO (Chief Philosophy Officer) Nedir?

CPO için, Platon’un “Ya filozoflar kral olmalı, ya da krallar filozof” sözünün iş hayatında karşılık bulmuş hali dersek pek de yanlış olmayacaktır. Silikon Vadisi tabanlı şirketlerin kullanmaya başladığı bu yeni kavram; şirket içi filozof yöneticilere veriliyor.

CPO’yu (Chief Philosophy Officer), baş felsefe memuru veya baş felsefe yöneticisi olarak çevirebiliriz. Başta kulağa biraz garip gelen bu kavramı sizler için araştırdık. Şirketlerin neden buna ihtiyaç duyduğunu ve şirketlere ne gibi katkıları olduğunu sizlerle de paylaşmak istedik.

Herkesin kendine sorduğu o kaçınılmaz soru: “İşimin amacı ne olmalı?”

Çalışma yaşamının mutlaka belli bir döneminde bu soruyu sormayan yoktur. – Bu işin amacı nedir? Bana ne katıyor? Bu vb. sorular ile aslında herkes yaptığı işte anlam aramakta, başarı ve mutluluğu sorgulamaktadır. Bu sorulara kendi içinde bir yanıt bulamadığında insan, mutsuzluk ağının içerisinde kıvranmaya başlar. Yapılan işten zamanla alınan zevk azalır, verimlilik düşer. Mutsuz çalışanlar ordusu ile şirketler bir şekilde çalışma hayatına devam eder.

Ya da bir CPO işe alır, bu sorgulamaları daha anlamlı kılarak mutlu mesut yoluna devam eder.

İşte CPO’nun devreye girdiği an!

Hep daha iyi ve daha başarılı olmak gibi mükemmelliyet takıntısı olan, yenilikçi teknoloji içerisinde faaliyet gösteren Google, Facebook, Skype gibi şirketler CPO pozisyonunu ilk kullananlar arasında adını duyuranlar.

Silikon vadisi tabanlı bu şirketler şirket içi filozoflar aracılığı ile günlük işleri ile ilgili felsefi sorularını soruyor, danışman-stratejist-hayat koçu karışımı CPO’lar ‘İyi bir takım lideri nasıl olabilirim?’, ‘İşimin amacı ne?’, ‘Nasıl daha başarılı olurum?’ gibi temel soruları çözüyor. Ya da sorulan soruları farklı şekillerde sorarak çalışanların soru sorma ve sorgulamaları üzerine farklı bir bakış açısı kazanmalarını sağlıyor.

Nasıl mı?

Mesela bu alanda adı geçen felsefe profesörlerinden biri olarak Andrew Taggart iş hayatında başarılı olmak üzerine şöyle diyor;

“Nasıl başarılı olurum diye sormaktansa, neden başarılı olmalıyım’ı sorgulamak daha önemli.”

İyilik, başarı, mutluluk, erdemler gibi kavramları yeniden gözden geçirmek adına iyi bir fırsat yaratan bu pozisyon, muhtemelen çalışanların iş yaşamına olan bakış açılarını da iyi yönde etkileyecektir. (Ya da “Bize felsefe yapma!” tepkileri ile karşılaşacaktır.)

Yenilikçi ve global firmalar için bir ihtiyaç, belki de gereklilik olan bu pozisyon bizim ülkemizde tutar mı tartışılır. Kar odaklı ve verileri daha çok sayısal olarak ölçüp değerlendiren şirketler kuşkusuz bu vb pozisyonları daha çok lüks olarak algılayacaktır. Ama bakarsınız ilerleyen zamanlarda bizde de esnek çalışma saatlerine uyum sağlayacak, gerektiğinde haftasonları da çalışacak ‘deneyimli baş felsefe yöneticisi aranıyor’ ilanlarına rastlanır. Kim bilir 😊

Paylaş

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir